• AMERIKAN DOLARI
    8,4940
    % 0,85
  • € EURO
    10,2633
    % 0,83
  • ALTIN (TL/GR)
    496,05
    % 0,94
  • ÇEYREK ALTIN
    796,00
    % 0,62
  • BITCOIN/TL
    429162,295
    % -9,28
  • DOGECOIN/TL
    3.55
    % -15,69
  • ETHEREUM/TL
    33387
    % -6,24
  • BIST 100
    1.441,33
    % -0,24

Katılım Bankaları ile Diğer Bankalar Arasındaki Fark Yok Algısı!

Katılım Bankaları ile Diğer Bankalar Arasındaki Fark Yok Algısı!

Her iki banka türünün karşılaştırılmasında asıl kıstas, onların
finansman müşterilerinden sağladıkları faiz ve kâr oranı ile tasarruf sahiplerine dağıttıkları kâr payı ve faiz oranları değil, fon toplama ve fon kullandırma yöntemlerinden gelmektedir.

Bu algı yanlış anlamalardan kaynaklanmaktadır. Yanlış algının temelinde
yatan esas neden, her iki tür bankacılığın fon kullanan müşterilerinden sağladıkları faiz ve kâr (vade farkı) oranları ile tasarruf sahiplerine
verdikleri faiz ve kâr payı oranlarının birbirine yakın olmasıdır. Bu yakınlığın nedenini şu şekilde açıklamak mümkündür: Aynı piyasa ve
ekonomide faaliyet gösteren her iki bankacılık türü de, tasarruf sahiplerinden sağladıkları kaynakların kısa vadeli olması nedeniyle
(ortalama vade 35 gün) büyük ölçüde piyasanın kısa vadeli finansman ihtiyacını karşılamaktadır.

Kredi faiz ve kâr oranları, faaliyette bulunulan piyasada oluşmakta ve bütün bankalar piyasada oluşan fiyatlara göre fon kullandırmaktadır.
Piyasada oluşan oranlar birbirine yakın olduğu için kredi müşterilerinden sağlanan finansman gelirleri de birbirine yakın oluşmaktadır.


Finansman gelirleri birbirine yakın olduğu için bu defa her iki bankacılık modelinin tasarruf sahiplerine dağıttıkları kâr payı ve faiz oranları
birbirine yakın olmaktadır. Böylece hem finansman (kredi) oranları hem de katılım fonu (mevduat) oranları birbirine yakın seyretmektedir. Katılım bankacılığında oranların yakınlığına değil, fon toplama ve fon kullandırma
yöntemlerinin farklılığına (yani ticaret helal, faiz haram emrine uyulup uyulmadığına) bakmak gerekir. Ayrıca, yöntem farkından dolayı her iki
tür bankacılığın tasarruf sahiplerine dağıttığı kâr payı ve faiz arasındaki fark zaman zaman açılabilmektedir. Bu açılma çoğunlukla krize giriş
ve krizden çıkış dönemlerinde olmaktadır.

Örneğin 2008 krizinden çıkış senesi olan 2009 yılında konjonktür gereği mevduat bankaları faizlerini 6-7 puan düşürdüler ve bu nedenle katılım bankalarının kâr payı oranları bu bankaların faiz oranlarına göre 6-7 puan
yüksekte kaldı. Çünkü katılım bankalarında oran artırma ya da düşürme yöntemi bulunmamaktadır. Sadece elde edilen kâr, banka ve müşteri arasında paylaşılmaktadır. Bu durumun tersine, yani katılım bankaları
oranlarının diğer bankalardan düşük kalması durumuna da rastlamak mümkündür.

Örneğin, 2013 Mayıs ayında ortaya çıkan Taksim Gezi Parkı olaylarında piyasanın kızışması sonucunda mevduat bankaları faiz oranlarını
3-4 puan artırdılar. Bu durumda katılım bankalarının dağıttıkları kâr payları diğer bankalara nazaran 3-4 puan aşağıda kaldı.
AB ile yaşanan gerginlikler ile 15 Temmuz kalkışması gibi siyasi olaylar, FED’in faiz artırımı gibi ekonomik olaylar nedeniyle piyasaların yeniden baskı altına girmesi sonucunda 2016 yılında da mevduat bankaları,
faiz oranlarını artırmak zorunda kalmışlar ve katılım bankalarının 3-4 puan üzerine çıkmışlardır.


Netice olarak her iki banka türünün karşılaştırılmasında asıl kıstas, onların
finansman müşterilerinden sağladıkları faiz ve kâr oranı ile tasarruf sahiplerine dağıttıkları kâr payı ve faiz oranları değil, fon toplama ve fon kullandırma yöntemleri olmalıdır.

Kaynakça: tkbb.org.tr